ALEVİLİK NEDİR? 4
Alevi inancına göre, Cenab-ı Allah, evreni yaratmadan yüz bin sene önce Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin nurlarını yarattı. Sonra evreni yarattı ve yedi kez çeşitli yaratıkları (Dev kavmi, Peri kavmi, Cin kavmi) yarattı ise de kendini bildirip açığa vuramadı. Sonra kendi sıfatı üzerine Adem’i yarattı ve böylece Ademle zahirleşti ve bilindi, daha önce yaratmış olduğu Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin nurlarını Adem’in beline koydu. Sonra Adem’den Havva’yı yarattı. Ademle Havva’nın evlenmesiyle 124 000 peygamber ve 4444 veli geldi. Yukarıda adı geçen nurlar nesilden nesile geçerek en son Abdül’Muttalib’e kadar geldi. Onda ikiye ayrılarak birisi oğlu Abdullah’a diğeri ise oğlu Ebu Talib’e intikal etti. Abdullah’tan geçen nur, peygamberlerin sonuncusu olarak Hz. Muhammed’de zahirleşti. Ebu Talib’e geçen nur ise Hz. Ali’de velilerin şahı olarak zahirleşti. Sonra Hz. Ali ile Hz. Fatım’nın evlenmesi ile bu iki nur, Hz. Hasan ve Hüseyin’de birleşti. Bu nur sırasıyla 12 imamlara geçerek en son Mehdi’de kaldı. Mehdi mağarada kaybolduğu için halen onda yaşamaktadır. Mehdi tekrar dünyaya gelip dünyayı düzelttikten sonra tekrar Allah’a dönecektir (Bozkurt,?:18-19).
Mehdinin dünyaya dönerek kötülükleri önleyeceği ve dünyayı düzelteceği inancı Sünni bilim ve tasavvuf adamı olan Erzurumlu İbrahim Hakkı tarafından da kabul edilmekte ve Marifetnâme (s.51) adlı eserde bu durum şöyle dile getirilmektedir: “Kıyamet alametleri gizli ve açık olarak ikiye ayrılır. Açık alametlerden altıncısı, Hz. Muhammet soyundan Mehdi’nin çıkıp 40 yıl adalet üzere gidip Hz. İsa’yı bulmasıdır.
b. Zeydilik:Hz. Peygamberden sonra Ali ve sırasıyla Hasan, Hüseyin ve onun oğlu Zeynelabidin ve onun oğlu Zeyd bin Ali’nin imamlığını kabul edenlere Zeydiyye adı verilmiştir (İbn Haldun, 1990:505). Zeyd, Ehli Beyt içinde Hz. Hüseyin’den sonra Emeviler’e karşı harekete geçen ilk kimsedir. Fakat adamları O’nu terk etmiş ve 400 askeri ile savaştıktan sonra atılan bir okla 740 yılında şehit olmuştur. Adamları onu küçük bir nehir yatağına gömdüler, fakat bazı köleler onun kabrini Emevi ordusu komutanı Yusuf Bin Ömer’e gösterdiler. O kabri kazdırarak cenazeyi çıkartıp çıplak olarak astırdı ve sonra cesedi yaktırıp küllerini Fırat nehrine attırdı (Mutlu,199: 211-212.)
İmam-ı Azam, “Eğer insanların onun dedesini (Hz. Hüseyin) yalnız bıraktıkları gibi, onu da yalnız bırakmayacaklarını bilseydim, onunla birlikte cihada katılırdım. Çünkü O hak imamdır. Ancak bu düşünce ile ona sadece para yardımında bulundum”, demiştir. İmam-ı Azam, Zeyd’e on bin dirhem göndermiş, bunu öğrenen Emeviler, İmam-ı Azamı sıkı bir kontrol altında tutmuşlardır (a.g.e:211-212).
Zeydilere göre Hz. Muhammed isim ve şahıs belirtmek suretiyle bir imam vasiyet etmemiştir. Ancak İmam, vasıfları itibariyle bilinebilir. İmamda bulunması gereken vasıflar, Haşimi, vera sahibi, muttaki, alim ve cömert olması ve imametini ilan ederek ortaya çıkmasıdır. Bu vasıfların Hz. Ali’de bulunması nedeniyle bu kişi Hz. Ali olmalıdır. Ayrıca sahabenin en üstünü Hz. Ali’dir. Buna rağmen Zeydiler, ilk üç halifeyi meşru saymışlardır (Tercüman,1987:223). Zeydiler, amelde birkaç mesele dışında İmam-I Azam Ebu Hanife’nin görüşlerini benimserler (Mutlu,1994 :209).
Zeydilerde ermiş, yiğit ve cömert olmayanlar imam olamazlar. İmam olmak için mutlaka Hz.Fatıma’nın evlatlarından olmak şarttır. Bütün bunlara rağmen imamlık babadan oğula
geçmez, bunun için seçim yapılmaktadır. Onlara göre iki değişik bölgede iki imamın
bulunmasında bir mahzur yoktur (Tai,1998/6:146). Fatma evladından seçilecek olan imamın bilgin, zahit, civanmert, bahadır olmasını, kendisinin biada çağırmasını ve zuhurunu şart koşarlar (İbn Haldun,1990:499).
Zeydilere göre imanın iki temel dayanağı vardır: Bunlardan birincisi, imanın doğrudan bir bilim olduğudur. İkincisi ise bu imanı açıkça ikrar gereklidir. İmanın uygulama biçimleri şunlardır: Allah’ın isteklerini bilmek, helal olanları haramdan ayırmak, yasakları öğrenmek. Allah’ın insanoğluna verdiği emirleri yerine getirmek, adam öldürmek ve zina yapmaktan kaçınmaktır ( Mutlu, 1994:146).
c. Rafizilik: Emevi komutanı Yusuf bin Ömerle savaşacağı sırada Zeydi, terkedenlere, Arapça terkedenler anlamında Rafizi denildi. Rafiziler, şianın aşırı uçlarından olup Hz. Ali’yi İlah olarak görürler (a.g.e:228-229) İsmail Mutlu’ya (1994:229) göre, Hz. Muhammed hadislerinde Hz. Ali’ye bir grubun aşırı sevgi, bir grubun da aşırı düşmanlık sebebiyle helak olacağını bildirdi. Bunlardan birincisi Rafiziler, ikincisi Haricilerle Emevilerin Nasibi denilen koludur.
d. İsmailiyye: Şiilerden bir grup Cafer Sadık’ın oğlu Musa Kazım’ı tanırken, diğer bir grup ise Cafer Sadık’ın büyük oğlu İsmaili imam olarak tanırlar, İsmailiye Ortadoğu’nun eski dinleri ile Yeni Platonculuk’tan derledikleri ve Batınilik denilen bir akidenin temsilcisi olmuşlardır. Onlara göre namaz imamı sevmektir, hac ise imamı ziyaret etmektir. Oruç ise imamın sırrını açığa vurmaktan korunmaktır. Zina Batıni sırları açıklamaktır. Adem Hz. Ali, şeytan ise Ebubekirdir. Ebubekir Ali’ye secde et denildiği halde secde etmemiştir. Anadolu Alevileri, İmam-ı Cafer Sadık’ın oğlu Musa Kâzım’ı İmam olarak kabul eden gruptandır (a.g.e:214-216).
e. Dürzilik: Şiiliğin İsmailiye kolundandır. Onlara göre El-Hakim Allah, Hamza ise peygamberdir. Dürziler İslamın 5 şartını iptal etmişlerdir (a.g.e:222). Buhara’lı bir Türk olan (407/1016) tarihinde Mısır’a gelen Neştekin Er-Dürzi adında birisi ortaya çıkar. Neştekin, El-Hakim’in görüşlerini kendi lehine propaganda eder ve kendisini “yol gösterenlerin efendisi” olarak tanıtır. Neştekin aşırı fikirlerinden dolayı 510 tarihinde öldürülür. Sonra Hamza çevreye dailer göndererek herhangi bir ibadet zorunluluğu olmayan manevi bir inanç için taraftar toplamaya çalışır (Tercüman,1987: 53-54).
Dürzi toplumu akıllılar ve cahiller olmak üzere iki gruba ayrılır. Akıllılar, din işlerini bilen kişilerdir. Bunların özel kıyafetleri vardır, sigara ve şarap içmezler. Söze sadakat, şehvetten kaçınma, haram yememe, insan öldürmeme ve fasıklık, hırsızlık, zina ve riya gibi davranışlardan kendilerini alıkoyma bunların zorunlu görevlerindendir. Akıllıların önderleri, akıllıların üstünde bir tabakadır. Bunların en önemli özellikleri, uzlette yaşamak ve kutsal Dürzi eserlerini kopya etmektir (a.g.e:54).
Cahiller, Dürzilerin ikinci tabakasını teşkil eder. Bunlar Dürzi eserlerin aslını değil de şerhlerini okumaktan başka bir şey yapacak değildir. Bunlar sigara içebilir, refah içinde yaşabilir, dünya zevklerini tadabilirler. Dürzilik 4 esasta özetlenebilir:
1.ElHakim’i Allah bilmek
2. Emri tanımak ki, bu da Hamza b. Ali’dir.
3.Hududu tanımak. Bunlar Hamza ile beş vezirdir.
4.Yedi esası bilmektir: Kelime-i şahedet, namaz, oruç, hac, zekat, cihat, velayet
yerine konan yedi vasiyettir (a.g.e:54).
Dürziler’e göre ahiret, cennet, cehennem, arş, kürsi, hesap, ceza ve mükafat gibi şeyler hep bu dünyadadır (a.g.e.:56).
ramazansaman |