ALEVİLİK NEDİR?
f. Nusayrilik:Batıni gruplarından olup, Ebu Şuayb Muhammed bin Nesir El-Basri’nin ekolündendir. Nusayrilere göre Ali’nin vücudunda Allah’ın ruhaniyeti vardır (Tai,1998/6: 151, 152). Nusayrilerin görüşlerinin temelini Hz. Ali’nin ilahlaştırılması teşkil eder. Onların bütün kollarına göre Ali, mabuttur, Tanrıdır. Ali ne doğurdu ne de doğruldu,ölümsüzdür, her zaman vardır. Zatı yıldızlara hakim olan nurdur. Ali yerlerin ve göklerin yaratılmasından önce de vardı. O görünüşte imam ise de batıni olarak Allah’tır. Ali Allah’tır ve nurundan Muhammed’i yaratmıştır. Ali manadır, Muhammed ise isimdir. Muhammed, Selman-ı Farisi’yi yaratmıştır (Tercüman,1987: 160 -161).
Nusayriliğe göre, gök gürültüsü ve şimşek çakması Ali’nin adının anılmasıdır. Üzüm çubuğu kutsaldır. Nusayriler onu bir nur gibi görürler. Ruh göçüne inanırlar. İyi insanların ruhları öldükten sonra güneşin etrafında dönen gezegenlere intikal ederler. Kötü ruhlar ise pis sayılan hayvanların cesedine geçer. Nusayriler inançlarını kadınlara bildirmezler, çünkü onlar sır saklayamazlar. Erkeklere bu inançlar, 19 yaşında öğretilir. Bundan sonra öldürülseler bile bu sırrı kimseye söylemeyeceklerine yemin ederler (Tai,1998/6:151).
Nusayriler, kadınların ruhu olmadığına inanırlar. Onlara göre şeytanlar insanların günahlarından, kadınlar da şeytanların günahlarından yaratılmıştır. Bu bakımdan kadınlar hor ve hakir görülmeye layıktırlar. Bu sebeple mezhebin sırları verilmemelidir. Sırf bu yüzden masum olarak gördükleri Fatıma’nın adını kullanmaktan kaçınıp, bunun erkeği olan Fatır’ı kullanırlar. Nusayrilere göre Ebubekir, Ömer, Osman, Talha, Sa’d, Muaviye, Yezid, Ahmet Rifai ve Abdülkadir Geylani şeytanın sembolleridir (Tercüman,1987:160-161).
Nusayrilere göre Hz. Ali ve Hz. Hüseyin öldürülmemiş, Allah tarafından göklere çekilmiştir. Onların yerine Handala b. Esat ve Abdurrahman b. Mülcem öldürülmüştür. Onun için bu ikisi şeyh ve kutsal insanlardır, çünkü kendilerini feda ederek Ali ve Hüseyin’i korumuşlardır (Tai,1998/6:153).
Nusayriler, Hıristiyanların bayramlarında bayram yaparlar. Namaz kılmaz oruç tutmazlar ve cünüp olduklarında boy abdesti almazlar. Onlara göre Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatır (Fatıma) isimlerini anmak beş vakit namaz sayılır. Bir mümin imanında yükselirse esfiya mertebesine yükselir. Bu mertebe peygamberlerden bile yüksek mertebedir. Bu mertebeye ulaştıktan sonra ibadet etmeye gerek yoktur. Cennet cehennem iki işarettir. İmamlar ölüleri diriltir ve gayb ilmini bilirler (a.g.y:151).
Görüldüğü gibi Ali taraftarlığının çok çeşitli biçimleri bulunmaktadır. Bunların hemen hepsi Anadolu Aleviliği ile her konuda aynı inanç ve itikadı benimsemezler. Ancak hepsinin ortak noktası Hz. Ali’nin üstün insan olduğudur. Fakat bunların bir kısmı Hz. Ali’yi insanüstü Tanrısal bir varlık olarak kabul ederken bazıları Peygamberden sonra üstün sahabe, onun damadı, gerek imamlık ve gerekse halifeliğin onun hakkı olduğuna inanmaktadırlar.
B. Anadolu Aleviliğinin Oluşmasını Etkileyen Akımlar
Anadolu Aleviliği, Batınilik, Yesevilik, Haydarilik, Kalenderilik Hurufilik, Yunan felsefesi,tasavvuf gibi akımlarından ve Yunan felsefesi, Şamanizm gibi inanç ve kültürlerden etkilenmiş bir düşünce ve inanç sistemidir. Bunun dışında Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm,ruh göçü, paganizm gibi inanç ve kültürlerin de etkisinde kalmıştır. Çünkü her inanç ve kültür eski kültürü tamamen silip yerine tamamen yeni bir kültür ikame edemeyeceği gibi komşu olduğu inanç ve kültürlerden de ister istemez etkilenecektir.
1. Batınilik: Her zahirin (açık) bir batını (gizli) olduğunu ve Kur’an ile hadislerin ancak tevil (yorum) ile anlaşılabileceğini ve bunun da masum imam tarafından ve onun yolundan yürüyenlerce bilinebileceğini iddia eden fırkalara denir. Nasıl yumurtanın işe yarayan kısmı kabuğu değil de içi ise, aynen onun gibi Kur’an ve hadislerin de görünen ve ilk anda anlaşılan kısmı değil asıl batini manası değerli ve gereklidir (Tercüman,1987:36).
Kur’anın biçime bağlı yorumu tefsir iken tevil, bu açıklamanın özünü göstermektir. Tevil,batının karşılığıdır. Tefsir şeriatı, tevil ise hakikatı gösterir. Vahiy, Peygamberle sona ermiş,fakat ilham ile keşif yolu ile bilme olgusu devam edecektir. Keşif yolu ile gizli olan, örtülü bulunan gerçeğe ulaşmayı engelleyen sebepler yok edilir (Zelyut,1992:37).
2. Yesevilik: Ahmet Yesevi (öl.1166) tarafından kurulan ilk Türk tarikatı olarak bilinir. Ahmet Yesevi’nin şöhreti bütün Türkistan, Mavera’ünnehir, Horasan ve Harezm’e yayıldı. Zamanında zahir ve batın ilminde herkesten üstündü ve müritlerine bu bilimleri anlatıyordu. Bütün vaktini ibadet ve taat ile geçiriyor, boş vakitlerinde de kaşık ve kepçe yontarak geçimini sağlıyordu (Köprülü, 1984:32).
Yesevilik, Türk kültürünü İslami açıdan, İslam’ı Türk kültürü açısından yorumlamış ve İslam’la Türk ruhunun bütünleşmesinde çok önemli rol oynamıştır(Bıçak, 1999:66). Yesevilik başlangıçta Seyhun havalisinde, daha sonra bütün Türkistan’da hızla yayılıp yerleşti. Zamanla da Seyhun’un ötesindeki bozkırlara kadara genişledi. Moğol istilasından sonra Horasan, İran ve Azerbaycan Türkleri arasında rağbet gördü ve XIII. Asırda Yesevi dervişleri vasıtasıyla Anadolu’ya geçti. Anadolu’da en önemli Yesevi dervişleri Hacı Bektaş Veli ve Sarı Saltuk idi (A.Yesevi.1991:45).
Ahmet Yesevi’nin sağlığında 99 bin müridi olduğu ve bunları Türk dünyasının her yerine göndererek İslam’ın yayılmasına hizmet ettikleri söylenir. Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmeti, Kıpçaklar yani Kuzey Türkleri, Türkmenler, Azeriler, Batı Türkleri yani Anadolu ve Rumeli gibi Türk dünyasının geniş alanlarında etkili olup edebi nüfuz kazanmasını başarabilmiştir (Köprülü, 1984:176).
Ahmet Yesevi, Türkistan’da Hz. Muhammed’den sonra en yüce kişi olarak kabul edilir. O
toplumda ve dergâhta kadın ve erkeğin birlikteliğini savunmuştur (Kışlalı,1997:167). Ona göre erkek ve kadın bir ehl-i hak meclisinde birleşerek beraber zikir ve ibadete devam etseler bile, Hak Taala, onların kalplerindeki her türlü kin ve düşmanlığı yok etmeye muktedirdir (Köprülü, 1984:34). Bu inanç Türkiye’deki Alevi topluluğunca benimsendiği için, cem törenlerinde kadın-erkek birlikte zikir yapılır.
ramazansaman
|